Cahit Sıtkı Tarancı Kimdir?

0
22
Cahit Sıtkı Tarancı Kimdir?
Cahit Sıtkı Tarancı Kimdir?

4 Ekim 1910 yılında Diyarbakır’ın Camiikebir Mahallesinde dünyaya gelen Cahit Sıtkı Tarancı Galatasaray Lisesi mezunudur. Liseden mezun olduktan sonra Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesini kazandı. Daha sonra Ankara Yüksek Ticaret Okulunda öğrenim gördü. Okulu bitirdikten sonra Sümerbank’ta memur olarak çalıştı. 1939 yılında Paris’e gitti. Paris Radyosunda Türkçe yayınların spikerliği görevini üstlendi. II. Dünya Savaşının başlamasıyla beraber Türkiye’ye dönerek askerliğini yaptı. Bir süre sonra İstanbul’da babasının iş yerinde çalıştı. Ankara da bulunan Anadolu Ajansında çevirmenlik yaptı. Toprak Mahsulleri Ofisi ve Çalışma Bakanlığında görev yaptı. Kısmı felç geçirince konuşma yeteneğini kaybetti. Tedavi için gittiği Viyana’da 12 Ekim 1956 yılında henüz 46 yaşındayken hayatını kaybetti.

İlk şiiri Muhit, Servet-i Fünun ve Uyanış dergilerinde yayınlandı. Hece ölçüsünü alışılmış kalıpların dışına çıkarak dikkatleri çekti. 1946 yılında Cumhuriyet Halk Partisinin şiir yarışmasında 35 yaş şiiriyle birinci olan Cahit Sıtkı Tarancı daha sonra Ömrümde Sükut adlı şiir kitabını 1933 yılında yayınladı. Dönemin en çok okunan şairlerinden etkilenen Tarancı, bir yandan da Garip akımından etkilenerek serbest şiir denemesi yaptı. Diğer taraftan Baudelaire, Verlaine gibi Fransız şairlerinin etkisinde kalarak şiirler yazdı. Yaşam sevincini, karamsarlığı, yalnızlık ve ölüm temaları ağır basan şiirlerinde önemli etkiler görülmektedir. Ziya Osman Saba ile çocukluk arkadaşı olan Cahit Sıtkı Tarancı edebiyatımızı etkileyen yazışmaları ölene kadar yapmıştır.

Cahit Sıtkı Tarancı Eserleri

Cahit Sıtkı Tarancı eserleri geçmişten günümüze kadar okunan eserlerden olmaktadır. Cahit Sıtkı Tarancı eserleri arasında:

Şiir:

Ömrümde Sükût (1933, 1968)
Otuz Beş Yaş (1946, 1982)
Düşten Güzel (1952, 1969)
Sonrası (Ölümünden sonra 1957, 1962)

Mektup:

Ziya’ya Mektuplar (Ölümünden sonra 1957. Ziya Osman Saba’ya mektupları)

Hikâye:

Cahit Sıtkı’nın Hikâyeciliği ve Hikâyeleri (Ölümünden sonra Selahattin Ömerli derledi, 1976)
Bütün Şiirleri (Asım Bezirci derledi, 1983)

Otuz Beş Yaş Şiiri

Yaş otuz beş! yolun yarısı eder.
Dante gibi ortasındayız ömrün.
Delikanlı çağımızdaki cevher,
Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,
Gözünün yaşına bakmadan gider.

Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?
Benim mi Allahım bu çizgili yüz?
Ya gözler altındaki mor halkalar?
Neden böyle düşman görünürsünüz,
Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?

Zamanla nasıl değişiyor insan!
Hangi resmime baksam ben değilim.
Nerde o günler, o şevk, o heyecan?
Bu güler yüzlü adam ben değilim;
Yalandır kaygısız olduğum yalan.

Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız;
Hatırası bile yabancı gelir.
Hayata beraber başladığımız,
Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir;
Gittikçe artıyor yalnızlığımız.

Gökyüzünün başka rengi de varmış!
Geç farkettim taşın sert olduğunu.
Su insanı boğar, ateş yakarmış!
Her doğan günün bir dert olduğunu,
İnsan bu yaşa gelince anlarmış.

Ayva sarı nar kırmızı sonbahar!
Her yıl biraz daha benimsediğim.
Ne dönüp duruyor havada kuşlar?
Nerden çıktı bu cenaze? ölen kim?
Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar?

Neylersin ölüm herkesin başında.
Uyudun uyanamadın olacak.
Kimbilir nerde, nasıl, kaç yaşında?
Bir namazlık saltanatın olacak,
Taht misali o musalla taşında.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here